29 mart 2011 tarihli meb Bilgisayar İşletmenlik ve Bilgisayarlı Muhasebe Sınav Sonuçları

2. Nisan 2011 20:57
// Sakarya Adapazarı Genelinde 2 ay aralıklarla yapılan MEB Milli Eğitim Bakanlığı Onaylı Bilgisayar işletmenlik sertifika sınavı 29 Mart 2011 Tarihinde yapılmıştır. Adapazarı Sakarya Genelinde 110 Kursiyer bu sınava katılmıştır. 29 Mart 2011 tarihli sınavın sonuçarlı açıklanmıştır. Sınava giren kursiyerler kendi kurumlarından sınav sonuçlarını öğrenebileceklerdir.   Başarı gösteren tüm kursiyerlerimizi tebrik ediyoruz.   //

Sakarya MEB Bilgisayar Sınavı Tarihi Mart 2011

22. Mart 2011 00:18
  // Sakarya Meb Bilgisayar İşletmenliği Sertifika Sınavı tarihi belirlenmiştir. Sınav 29 Mart Salı Akşamı Saat 18:00 da Yapılacaktır. Sınava girecek arkadaşlarımız varsa eksik evraklarını tamalamaları gerekmektedir. Sınav girecek tüm arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz.   Örnek çalışma sorularını www.hakbil.com adresinde bulabilirsiniz.   Adapazarı Geneli yapılan MEB Bilgisayar Sertifika Sınavına giriş için kurumunuzla irtibat kurunuz.   Not: Özel bilgisayar Dersi Taleplerinizi lütfen abdullah_koc@hotmail.com adresine veya bilgi@websube.com adresine yapabilirsiniz.   //

MEB BİLGİSAYAR SERTİFİKA SINAVI OCAK 2011

27. Ocak 2011 23:54
MEB SAKARYA BİLGİSAYAR SERTİFİKA SINAVI 8 ŞUBAT 2011 TARİHİNDE YAPILACAKTIR. SINAV İLE İLGİLİ OLARAK DETAYLI BİLGİ ALMAK İÇİN KURUMUNUZLA İRTİBATA GEÇİNİZ... 

MEB daktilografi kitabı – On (10) Parmak Yazı Yazma Zabıt Katipliği-2

1. Şubat 2010 03:26
50.Kış adanın her yanına yerleşebilmek için rüzgarların poyraz yıldız poyraz mystro dradumana gün doğusu batı karayel karayel şeklinde seferber ettiği zaman öteki yakada yaz daha henüz pılını pırtısını toplamamış oldukça mahzun göçmen gibi bir kenara oturmuştur gitmekle gitmemek arasında sallanır bir halde elinde pasaport çıkınında da üç beş altın bekleyen bu güzel yüzlü taze göçmen kızını benden başka bu adada seven hemen hiç kimse yoktur diyebilirim övünmek için değil artık herkesin yeni başlayacak olan altı yedi aylık soğuk hayata kendini şimdiden hem alıştırmak ve hem de hazırlamak için bir şeyler yapmaya çalıştığı bu tür günlerde ben tembelliğim hep kaçanı kovalayan huyumla yazın o taze göçmenin peşine düşmüş onu yakalamaya çalışmışımdır. Nerede yakalar isem orada kuracaklayıveririm onu kimi bir çamın gölgesinde durgun ve güneşsizdir kimi ise çimenlikte bütün eski heybiyetiyle daha yeni başlamıştır daha yazın parça parça liyme liyme bohça bohça eşyalarıyla gitmek için fazla telaş etmediği o yakada ev yoktur yalnız bir tek kır kahvesi vardır bu kır kahvesinin tahta masaları üstünde karıncalar gezer sinekler kahve fincanının etrafına bir iner bir çıkar etrafta sesler artık kesilmiştir. 51.Nasrettin hoca yedi asırdan beri dünyaya gülen o koca adam ona her yerde bir beşik ve her devirde bir mezar gösterilir amma o bunlardan hangisinde sallandı büyüdü bu gün de nerede yattığını Allah bilir bizim bir bildiğimiz bir duyduğumuz var o bu gün bir kolu doğuda bir kolu batıda ve ruhu ebedilikle bir başlatır o bu dünya durdukça duracaktır bu ne sihirdir ne keramet ne de şöyle bir el çubukluğu marifet Nasrettin hocayı bu ölmezliğe eriştiren gülen yüzü tatlı dilidir biri gönlün yaylası biri de yaylanın güneşidir zaten adam dediğin ya yüzünden belli olur ya sözünden kötü adan acı soğan sözlü ve kara bulut yüzlüdür bu kara gülmezlerin yüzlerinden düşen yüz parçaya bölünür saya yağı ile yağlar çakır dikenle dağlar halbuki iyi adam tatlı dilli güler yüzlüdür bu güleç yüzlü adamların yüzlerinden nur mu dedin nur akar dillerinde de bal mı bal damlar hele de hocanın ne gözünde bir karartı vardır ne de yüzünde bir morartı alnının ortası bile güleç ve şendir ille de dili alimallah kaymak çalıverir balın üzerine gayrı onun sözüne sohbetine dediklerine doyulur mu hanları hanümanları cümle alemi ağzına baktırır her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır onunda huyu bu dobra konuşmak bir laf dilinin ucuna geldi ki öyle vezir vüzera gibi yut gitsin etmez lakin parmağım gözüne kör kadı hesabı değil şöyle tam yerine ve dengine getirir ve taşı da gediğine öylesine güzelce oturtuverir. 52.Ferdin fikri hayatındaki hürriyet haklarında birisi de vicdan hürriyetidir her fert istediğini düşünmek istediğine inanmak kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak intihap ettiği dinin icabetini yapmak ve ya yapmamak hak ve hürriyetine maliktir kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz vicdan hürriyeti mutlak ve taarruz edilmez ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalarıdır medeniyetin geri olduğu cehalet devirlerinde fikir ve vicdan hürriyeti tahakküm ve tazyik altında idi insanlık bunda çok zarar görmüştür bilhassa din muhafızlığı kisvesine bürünenlerin hakikati düşünebilenler söylenebilenler hakkında reva gördükleri zülüm ve işkenceler insanlık tarihinde daima kirli facialar olarak kalacaktır Türkiye cumhuriyetinde her reşit dinini intihapta hür olduğu gibi muayyen bir dinin merasimi de serbesttir yani ayin hürriyeti masundur tabiatıyla ayinler asayiş ve umumi adaba muğayir olamaz siyasi nümayiş şeklinde de yapılamaz mazide çok görülmüş olan bu gibi hallere artık Türkiye cumhuriyeti dahilinde bilumum tekeler ve zaviyeler ve türbeler kanunla set edilmiştir tarikatlar lağvolunmuştur şeyhlik dervişlik çelebilik halifelik falcılık büyücülük türbedarlık vs irtica membaı ve cehalet damgalarıdır türk milleti böyle müesseslere ve onların mensuplarına tahammül edemezdi ve etmedi. 53.Atatürk yüksek zekalı bir insan olduğu için şartlar olgunlaşmadıkça fikirlerini ortaya atmaz zamanı gelmemiş ise ortaya atılmazdı yoksa çoktan harcanıp gideceğine şüphe yoktur sabretmeyi günü beklemeyi bilmiştir Atatürk ün ideali ne idi bu ikiye ayrılabilir memleketi ve milleti için idealleri tam manasıyla medeni bir Türkiye ve medeni bir tük idi zaferleriyle ve inkılaplarıyla bunu sağlamıştır insanlık için idealı harbsiz ve bütün milletlerin kardeşçe yaşayacakları bir dünyanın yaratılması idi yurtta barış cihanda barış onun sözüdür o bu sözünde samimi idi ilk dünya savaşından sonraki idareciler sivildirler fakat mareşal üniforması giymişler ve ölünceye kadar da üniformalarını çıkarmamışlar milletlerini savaşa hazırlamışlardır Atatürk ise asker ve mareşaldi zaferden sonra üniformasını çıkardı sivil elbise giyindi daima barış anlaşmaları ve barış tertipleri yaptı Hatay gibi canını sıkan bir vatan meselesini bile barış yolu ile halletmek türk kanı döktürmemek için kendini yordu bu da hastalığını ağırlaştıran bir sebep olmuştur Atatürk esir milletlerin kurtuluşlarını her zaman desteklemişti bir sabah şafak söküyordu Atatürk şimdi doğacak güneşe bakın dedi ufukta günün ilk ışıkları belirlemişti şimdi günün ağardığını nasıl görüyorsam uzaktan bütün şark milletlerinin uyanışlarını da öyle görüyorum dedi Atatürk istiklal savaşı kazanarak şark milletlerini uyandırdı 58.Kağıdı makineden çıkarmadan kalemle çizgi çizmek için kart tutacaklarının kenarlarındaki deliklerden yararlanılır çizgi için tükenmez kalem veya rapido kalemi kullanılır dolma kalem kullanılmamalıdır yatay çizgi çizerken şaryo gevşetme mandalına basılıp şaryo hareket ettirilir dikey çizim sırasında silindir gevşetme mandalı çekilir silindir döndürülür eğer bu mandal açılmadan silindir döndürülürse dişlilerin yarattığı titreşim nedeniyle çizgiler çok düzgün olmaz eğer kalem kullanmadan çizilecek ise işret ve çizgi tuşları kullanılır toplam kalınlaştırma çizgilerini silindir gevşetme mandalını kullanarak ve silindiri de hafifçe oynatarak tuşuyla çizeriz silindir gevşetme mandalı satır aralığı düzenini bozmadığı için satırlar kaymaz 54.İnsanlar giderlerini gelirlerine göre düzenlemek ve yapmak zorundadırlar bir çocuğumuzun geliri çok çeşitli olan ihtiyaçlarımızın tamamen temin edilmesine yetmez sağlığımızın tamamen temin edilmesine yetmez sağlığımızı korumak ve gerekli kaloriyi alabilmek için zorunlu ihtiyaçlara yeteri kadar para ayırmak zorundayız bunun için bir ders planı hazırlanması ve plana göre harcamaların kaydı ve izlenmesi gerekir ufak bir iş yeri sahibinin işe başladıktan bir süre sonra koyduğu sermayenin dağılan durumunu bilmesi gerekir işte bu kimse elinde mevcut para ve malı hesaplamakla sermaye durumunu iyice tespit edemez bu tacirin veresiye yapmış olduğu alış verişlerden alacaklarını ve borçlarını şahıs kıymet ve miktar olarak izlenmesi alacakları arasında tahsili şüphelileri bilmesi gerekir bunun içinde belgeler düzenlemek defterler üzerinde kayıtlar yapmak zorunda kalır gerekli belgelerin düzenlenmesi ve defterler üzerinde kayıtların yapılması muhasebe işi ve konusudur işletme genişleyip iş hacmi veznedar gibi elamanlar alınması muhasebe düzenlenmesi yapılması zorunluluğu doğar yapılan işlemlerin hesap planına dayalı ve metotlu olarak kayıt takip ve kontrol edilmesini sağlamak muhasebenin amacı olmakta bu amaca erişebilmek için çalışılmaktadır. 55.Türk dilinin özündeki zengin hazinenin gün ışığına çıkarılması bütün Türk milletinin başta gelen milli görevlerindendir bu görevi gerçekleştirme yolunda ilk adımları Türk dil kurumunun kurulması ve dil kurultaylarının düzenlenmesiyle atan Atatürk Türk dilinin kendi benliğine aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için bütün devlet teşkilatımızın dikkatli ilgili olması nı vurgulamış dil konusunun herkesi ilgilendirmesi gereken bir devlet meselesi olduğuna dikkati çekmiştir Atatürkçülük te Türk dilinin sadeleştirilmesi zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız her aydın hangi konuda olursa olsun yarken buna dikkat edebilmeli konuşma dilimizi ise ahenkli güzel bir hale getirmeliyiz türk dilinin kendi benliğine kavuşması zenginliklerinin ortaya çıkarılması ve sadeleştirilmesi yolunda devletin öncülüğünde başta türk dilini en iyi kullanması gereken aydınlar olmak üzere her türlü yayın araçlarıyla çaba gösterilmesi gerekmektedir dil konusunda bilinçli çalışmalar yapılarak türk dilinin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması dilde var olan zenginliklerin araştırılarak ortaya çıkarılması milli bilinç ve kültürel bağımsızlık açısından zorunludur. 58.Kağıdı makineden çıkarmadan kalemle çizgi çizmek için kart tutacaklarının kenarlarındaki deliklerden yararlanılır çizgi için tükenmez kalem veya rapido kalemi kullanılır dolma kalem kullanılmamalıdır yatay çizgi çizerken şaryo gevşetme mandalına basılıp şaryo hareket ettirilir dikey çizim sırasında silindir gevşetme mandalı çekilir silindir döndürülür eğer bu mandal açılmadan silindir döndürülürse dişlilerin yarattığı titreşim nedeniyle çizgiler çok düzgün olmaz eğer kalem kullanmadan çizilecek ise işret ve çizgi tuşları kullanılır toplam kalınlaştırma çizgilerini silindir gevşetme mandalını kullanarak ve silindiri de hafifçe oynatarak tuşuyla çizeriz silindir gevşetme mandalı satır aralığı düzenini bozmadığı için satırlar kaymaz 56.Atatürk ün ideali milletin kendi kendisini idare etmesiydi millet kendi iradesine tam olarak sahip olmalı idi millet iradesi mukaddesatçı medrese takımının ve irticacın Allah adına baskısından kurtulmalıydı milletin vicdanı ve kafası hür olmalıydı işte Atatürk bütün otoritesini millet iradesini ve inancını kendi diktaları altında bulundurmakta direnen bu sınıfa karşı kullanmıştır o benim siyasi hayatımda bir taraflı olarak her zaman aradığım ve arayacağım temeli laik cumhuriyettir demiştir bu nedenle ilk çıkarılan inkılap kanunlarından biri öğretimin birleştirilmesi kanunudur Atatürk eğitim ve öğretimin birleştirilmesi ilkesinin hemen uygulanmasını lüzumlu görüyoruz bu yolda gecikmenin zararları bu yolda acele etmenin ciddi ve derin yararları kararı çabuk almamızı gerektirmektedir demiştir Türkiye’nin maarif siyasetini her derecesinde açıkça ve hiçbir kuşkuya da yer vermeyen kesinlikle ifade etmek ve uygulamak gerekir bu siyaset her manasıyla milli olmalıdır diyerek eğitimde birliği sağlamanın önemini belirtmiştir bu kanunla bütün ilim ve öğretim kuruluşları milli eğitim bakanlığının idaresine bırakılmış medreseler ve okullar bu bakanlığa devredilmiştir ve bağlanmıştır din uzmanları yetiştirmek üzere ilahiyat fakültesi hitabet ve imamet gibi din hizmetlerinin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetiştirilebilmesi için ise ayrı okullar açılması yetkisi de yine bu kanunla milli eğitim bakanlığı’na verilmiştir 57.Mustafa kemal bu işi de başardı Ankara da komisyona yeni bir yazı alfabesi yapma görevini verdi herkes düşünüyordu bir millet yazısını nasıl değiştirebilir ne kadar zamanda değiştirebilir ne düşündü arkadaşlar süre meselesi için diye sordu beş yıl diyen var on beş diyen var birkaç sene okullarda iki yazıyı bir arada öğretmelidir önce yarımşar sütundan başlayan gazeteler de beş yılda bütün gazeteyi kaplamak üzere yeni yazı ile basılan kısımlarını artırmalıdırlar diyorlar yüzüme baktı ve çocuğum dedi bu ay üç ayda olur ya da hiç olmaz gazetenin yeni yazı kısmını hiç kimse okumaz herkes sadece eski yazıyı okur bir harp bir buhran çıktı mı inkılap da düşer demiş idi Sarayburnu parkında gece halka bu inkılabı da haber verdikten sonra yola çıktı yer yer dolaştı halka öğretmenlik etti sonuçta bir iki sene içinde yeni yazıyla okuyup yazanların sayısı eski yazı ile okuyup yazanları geçti sonra dil konusunda ele aldı Mustafa kemal büyük bir tarihi ve bağımsız bir dili olmadan bir milletin büyük olmayacağını bilirdi türk dil kurumu dil konusu dilin işlenmesi ile görevlendirdi eskiden Türkçe hiç yeni bir kelime yeni bir terim türetemezdik geçmişin gelenek ve görenekleri içinde dağılış ve batış kaderine boyun eğen Türklük bu inkılaplarla gelecek zamanlara doğru kanat açmaya başlıyordu. 59Bir yazıyı çizgi veya sıra noktalar üzerine yatay olarak da denk getirmek gerekir harfler çizgiye fazlaca yakın olursa alt kısımlar rahat okunmaz uygun hizalamak için silindirin gevşetilip kağıdın aşağı yukarı kaydırılması gerekir silindirin gevşetilmesi için silindir gevşetme düğmesi ya da mandalı kullanılır bazı makinelerde mandal yerine satır aralığını sıfır a getiren düzen vardır makineden çıkmış bir kağıdı tekrar makineye takıp düzeltme yapmak gerekebilir böyle bir hizalamayı kart tutacaklarının üst kısmından veya t şeklinde olan işaretlerden yararlanıp yapabiliriz şeridin üst kenarı da hizalamada yardımcı olabilir dikey olarak da harfi tam yerine oturtmak yani sağdaki veya soldaki harfin üzerine bindirmemek için harf kılavuzundan yararlanıp hizalarız dikey hizalama için geri tuşuna yeteri kadar basarak parmağımıza çekmeden düzeltmeyi yaparız kağıt gevşetme mandalını açıp kağıdı sağa sola yukarı aşağı oynatmak suretiyle de uygun yazış noktası bulunabilir düzeltmeyi yapmadan evvel şerit düzenini beyaza getirir ve sonra tuşa vururuz eğer harf tam yerine oturuyor ise siyah a getirip tekrar yazarız 60.Şimdi öğleden sonra saat dört ikinci gazze muharebesinin üçüncü ve son gününü bitirmek üzereyiz düşman son hücuma kalkacak on birinci bölük siperinde günü telaşsız geçirdi sonra düşmanın en şiddetli hücumlarını püskürttü barut ve demirden kürelerin müthiş bir patlayışı var ansızın geniş bir saha kalın açılan dumanın altında düşman dalgalarının boşluğu görülür düzgün kıtalar sendelerle ve telaş gösterirler bir bomba siperin önündeki toprağa düştü ve yanlış toz kalktı bir er fırlayıp bombayı omzuna aldı ve düşmanın bir saniye kesilmeyen ateşi altında siperine döndü bu sefer bomba hakiki hedefini buldu tarih böyle kahramanların ismini yazmaz fakat Gazze muharebesinin son gününü görenler on birinci bölüğün ismini unutmazlar bir çok kıtamız sonradan aynı siperde çarpıştı amma hepsi siperi on birinci bölük siperi ve küçük tepeyi bomba tepesi diye andılar haziranın en ziyade Sıçak günündeyiz düşman mermilerinden bazıları ölçülecek nefere emrettim ve nefer hiç tereddütsüz siperden çıktı topçu ateşi ve makineli ateşi altında kocaman yirmi dörtlük bir gemi topu mermisini kazması ile çıkardı mermiyi ölçüp karargahıma dönerken kendi kendime hep bu neferi düşünüyordum çünkü bu adam o top ateşi ve yeri yalayan piyade ateşi altında muhakemesiz ve sendelemeksizin hayatını feda etti ve hiç bezginlik göstermeksizin öyle bir iş yaptı ki bunun faydası da zararı da onun kendisi için meçhuldü 61.Serbest tuşu satır sonuna gelip kilitlenen makinede marjın dışına yazı yazmak sağlar marj düzeni ise bozulmaz yani şaryo hep aynı yerde noktada kilitlenir şaryo sağ marja yaklaşırken zil sesi duyulur bu sesten sonra yedi ila on kadar vuruş yapabilir sonra şaryo kilitlenir marjın dışına birkaç vuruş daha yapmamız gerekiyorsa kilidi açmak için serbest tuşuna küçük parmakla basarız bilekte ve dirsekte dışarıya doğru açılma olmaz serbest tuşuna basarken kitaptan ayrılmamalıdır marjın dışına yazı yazarken de gözlerin kitaptan ayrılmamış gerekir makine kilitlendiği zaman kelimenin bitmesine birkaç harf kalmış ise serbest tuşuna basıp bu harf yazarız eğer bu kelime uzun ise ses uyumuna uygun şekilde heceyi tamamlayıp kesme çizgisini de yazdıktan sonra alt satıra geçeriz zil sesine kulak vermek bu tuşun kullanımında gözleri kitaptan ayırmamak marj dışına harf yazarken de makinedeki kağıda bakmamak kilitlenme nedeniyle vurulmayan harfi parmaklar yardımıyla hissetmek gerekir elden geldiği kadar kelimeleri bölmeyiz bu tuş marj düzenini bozmadan sol marjın dışına yazı yazmada da kullanılır. 62.Bir buluttan denize bir damla su damladı denizin büyüklüğünü uçsuz Bucaksızlığını gören damla çok utandı ve şöyle dedi denizin bulunduğu yerde ben kim oluyorum doğrusuna bakılacak olursa o varken ben yokum su damlası kendisini hakir gördüğünden sedef onu bağrına basıp naz ile besledi felek de onu öyle yükseltti ki padişahların taçlarına layık bir inci oldu gurura kapıl demem amma özünü kendini küçük görerek ümitsizliğe de hiç kapılma insanın kendini eksikliğiyle ve yeteneğiyle tanıması gerekir hiç kimse kusursuz olamaz onun için kimi kusurlarına bakıp da kendini haksızlık etmeyesin 63.Bir topluluk içinde bulunan birimlerin çokluğunu miktarını belirleyenler kelimeye sayı denir rakam bu sayıları göstermeye yarayan sembollerdir sayı kelimeye rakam da harfe benzetilebilir on kuralında on tane rakam kullanıyoruz bu rakamları Hintliler 2 ve Araplar da 7 yüzyılda kullanmaya başlamışlardır Araplardan da 9 yüzyılda Avrupalılara geçmiştir ondalık kesri de Hintliler bulmuşlardır rakam yanlışlarını görebilmek bulabilmek daha zordur rakam yanlışlarının olumsuz etkisi kelime yanlışlarından daha fazla olur kelime yanlışı sevimsiz görünür rakam yanlışı ise karışıklık yaratır bu nedenle dikkatli özenli denetleme gerekir denetleme sırasında sağ elimizdeki kalemle de makinedeki kağıttan izleyip karşılaştırma yapmak gerekir kalemi kağıda değdiriyormuş gibi yakından tutmak kalemi biraz yavaş hareket ettirerek ağır okumak çok yararlıdır. 64.Çizgi üzerine bir yazıyı ortalanıp yazmak için bu çizginin vuruş cinsinden uzunluğu bulunur çizginin başından sonuna kadar aralık çubuğuna sayarak vurulur yazının vuruş sayısı bu sayıdan çıkarılır ve yarısı kadar içeriye girerek yazılır bölmeli cetvelden yararlanarak ya da bir üst satıra bakarak da çizginin uzunluğunu bulmak mümkündür basit usul ise şudur şaryo çizginin başlangıcına getirilir ortalanacak yazının her bir harfi okunurken aralık çubuğuna da vurulur boşluklar için de aralık çubuğuna vurulur okuyarak aralık çubuğuna vurma bitince de yine aralık çubuğuna vurup çizgi sonuna kadar kaç vuruşluk yer kapladığı sayılır yarısı kadar çizgi başlangıcından içeri girilip yazılır artan tek sayı olursa solda az ve sağda ise bir vuruş fazla ara bırakmak mümkündür tam ortalamaya gerek yoksa göz kararı ile kestirerek de yazılabilir yatay olarak çizgi üzerine denk getirmek için de kart tutacaklarından ya da şeridin üst kenarından yararlanıp hizalayarak yazıyı yazarız harfler bir milim kadar üstte olur 65.Bazı makinelerde ondalık tabülatör düzeni yoktur tabülatör hareket tuşları yerine sadece bir tane uzun çubuk vardır şaryo birler onlar vb hanelerine göre durmaz şaryo bir tek noktada duracağından bu durak yeri iyi seçilmelidir sütundaki sayıların hanelerine bakılır fazla geçen hanenin bulunduğu noktaya durak yapılır uzun haneli olan sayılar için geri tuşuna basılır kısalar geçen de aralık çubuğu kullanılır durağı geri tuşunun az kullanılacağı yere göre seçeriz çünkü aralık çubuğuna vurmak geri tuşuna basmamaktan kolaydır bu tür düzenleme az sütunlu cetveller için yapılır çok sütunlularda karışıklık ve zorluk doğabilir 66.Çizelge yaparken satırlara aralıklı olarak nokta konulabilir ilk satırın son harfinden sonra bir kez aralık çubuğuna vurulup nokta konulur tekrar aralık çubuğuna vurulup nokta konularak sıra noktalara devam edilir bütün satırlardaki noktaları alt alta getirmek için birinci satıra konulan ilk noktanın bölmeli cetvelde hangi sayının hizasına geldiğine bakılır sayı tek ise diğer satırlarda da ilk noktalar tek sayı hizasından çiftse çift sayı hizasından başlanarak yazılır eğer bir satırda aralık çubuğuna vurulduktan sonra ilk nokta denk gelmiyorsa bir kez daha aralık çubuğuna vurulduktan sonra yazılmış olur bu süratle bütün satırlardaki noktalar alt alta gelmiş olur 67.Bir fikre ancak ve yalnız yine fikirle karşılık vermek mümkündür bir konudaki yanlış düşünceleri sadece bu yolla çürütebiliriz bir konuyu tartıştığımız zaman bu konu hakkında ileri sürülen fikirlere onların yanlışlığını açıkça ortaya koyacak türden fikirlere sahip olmadan karşı çıkarsak bilgisiz olduğumuzu ortaya koymuş oluruz zor ile kendi düşüncelerimizi kabul ettirmek istiyor isek kökünden bu konuda haksız olduğumuzu belli etmiş oluruz iddialarımızı zorla kabul ettirmenin mümkün olmayacağını bilmek de bize boşuna harcayacağımız çabalardan kurtarmış olur bazı delilleri ortaya koyarak düşündüklerimizin doğru olduğunu yerinde olduğunu göstermek öbür yanlış fikirleri çürüttüğü gibi bizim bu konu üzerindeki üstünlüğümüzü de ortaya koyar düşüncelerimizi ancak bu yolla başkalarına benimsetebiliriz demek ki her türlü fikirle tartışmanın da yalnız ve ancak yine fikirle yapılabileceği doğru yolun ancak böylece bulunabileceği kabulü gereken bir gerçek oluyor. 68.Medeniyet yolunda başarı yenileşmeye ve yenileşme isteğine bağlıdır sosyal hayatta olsun ekonomik hayatta olsun ilim ve fen sahasında olsun başarılı olmak için biricik Olgunlaşma ilerleme yolu budur hayat ve yaşayışa hakim olan hükümlerin de zamanla değişmesi gelişmesi yenileşmesi zorunlu olmaktadır medeniyetin yarattığı arzular fennin harikaları cihanı değişiklikten değişikliğe koşturduğu sürüklediği bir devirde asırlık eskimiş köhne zihniyetlerle geçmiş düşkünlükle varlığın muhafazası mümkün değildir medeniyetten söz ederken şunu kesinlikle söylemeliyim ki medeniyetin esası ilerleme ve kuvvetin temeli aile hayatındadır bu hayatta fenalık mutlaka sosyal ekonomik siyasal düşkünlüğe neden olur aileyi teşkil eden kadın ve erkek unsurlarının tabi haklarına malik olmaları aile görevlerini idareye istekli yetenekli bulunmaları icap eder artık duramayız mutlaka ileri gideceğiz çünkü gitmeye mecburuz millet açıkça bilmelidir medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki ona kayıtsız olanları yakar mahveder içinde olduğumuz medeniyet ailesindeki layık olduğumuz yeri bulacağız bu yeri koruyacağız ve yükselteceğiz refah da mutluluk da insanlık da bundandır biz bu batı medeniyetini taklitçilik yapalım diye almıyoruz onda iyi olarak gördüklerimizi kendi bünyemize uygun bulunduğumuzdan dünya medeniyet düzeyi içinde benimsemiş olmaktayız 69.Bazen bir yazının kopyasını çıkarmamız gerekebilir bu durumda tarihle adres arasındaki boşluğa veya kağıdın daha yukarı bir yerine aralıklı olarak kopya ya da suret kelimesin yazılır altı da çizilir bu kelimeler parantez içinde alınabilir mektubun basılı kısımları parantez içinde yazılabilir yazıda yanlış varsa aslına uymak için bu yanlışlar olduğu gibi yazılabilir yanlışı sureti yazanın yapmadığını belli etmek için yanına(aynen)kelimesini yazmamız veya doğrusunu da yazmamız mümkündür paraf imza gibi eklenen kısımlar parantez içinde yazılır ek kısımlar ayrı renkteki şeritle yazılırsa parantez içinde almaya gerek yoktur aslına uygunluk tasdik edilmek gerekiyorsa alt kısma aslı gibidir ya da aslının aynıdır yahut da aslına uygundur diye yazılır isim mühür ve imza da konulup onay diye yazılır isim mühür ve imza da konulup onay işlemi tamamlanır bir yerden aktarılan yazıların sağ ve soldan dörder vuruş içerlek yazılması paragrafların başına ve ayrıca son paragrafın sonuna (“)işareti konulması gerekir aktarılan kısmı bir arayla yazarız kısa aktarmalarda sağ ve soldan vuruş içeri girilebilir kısa aktarma iki arayla da yazılabilir. 70.Okullar sadece bilgi aktaran ilim veren kuruluşlar olamaz insanlığa hürmet millet ve memleket sevgisi şerefli ve bağımsız yaşama isteği de okulda öğretilir bilgili ve feyizli olarak yetişen gençler bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takip edilmesi uygun olan doğru yolu da okulda öğrenirler memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların da aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lazımdır bunu sağlayan okuldur ancak böylece her türlü teşebbüsün mantıklı sonuçlara ulaşması başarıya erişilmesi mümkün olur rehberimizin daima müspet ilim ve teknik olması lazımdır memleketi ilim kültür ekonomi ve imar sahasında yükseltmek milletimizin kabiliyetini geliştirmek ve gelecek nesillere sağlam değişmez ve olumlu bir karakter vermek gerekir bu da öğretmenle öğrencinin bilgiyi doğruyu aramada bulmada aynı arzu ve heyecanı duymalarıyla sağlanır milletimiz çok büyük fedakarlıklarla bağımsızlığını kazanarak bu cumhuriyet idaresini kurdu cumhuriyet disiplin çalışkanlık doğruluk fikir ve vicdan hürriyeti hakimiyetin kayıtsız şartsız millete olması gibi prensipler üzerine kuruludur eğitim sayesinde de fikren ilmen fennen bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli insanlar yetiştirilebilir ancak böyle yetişmiş insanlardır ki fazilet rejimi olan cumhuriyet hürriyeti koruyabilirler eğitim bir süs ve başkalarına üstünlük taslama ve hükmetme vasıtası veya medeni bir zevk olamaz eğitim medeni hayatta başarılı olmayı sağlayan pratik kullanılması kolay ve mümkün bilgileri veren anlayış kazandıran en doğru şekilde düşünmeyi öğreten milli şuuru kuvvetlendiren bir vasıtadır eğitim toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeli ve çağdaş olmalıdır kalkınmanın medeniyet yolunda başarıyla ilerlemenin sırrı aklın ve ilmin yol göstericiliğidir ancak bilim milletlerarası eğitim ise millidir eğitim milli olduğu takdirde bir milleti hür bağımsız şanlı ve yüksek bir cemiyet haline yaşatır Türk milletinin varlığıyla birliğiyle ve hakkıyla çelişen bütün yabancı unsurlarla savaşmanın lüzumuna her Türk vatandaşı yürekten inanmalıdır cumhuriyete ve bağımsızlığımıza karşı olan her türlü fikir ve ideolojiyle savaşmak zorundayız savaşma da yalnız topla tüfekle olmaz bunun için gerekli olan kültür değerleri ve manevi değerlerle teçhiz edilmemizi milli ve çağdaş eğitim sağlayacaktır kuşaklar arasında köprü kurulmasını sağlayan eğitim Türk milletinin daha güçlü daha refahlı olmasında ve insanların mutluluğunda Türk devletinin milli davalarının ve ideolojisinin anlaşılmasında daima önemli bir faktör olarak kalacaktır. 71.Her zamanki gibi bu kez de o’nun dedikleri doğru çıktı düşman ordusu başlarında kralları olarak geldikleri yerlere döndüler meclis bu zafer üzerine Mustafa kemal Atatürk gazilik unvanını ve mareşallik rütbesini verdi gazi Mustafa kemal Sakarya da çarpışan askerlere bir beyanname yazdı askerler kurtuluş için yaptığınız bu savaştan çok daha önceleri sizi başka meydan muharebelerinde de tanımıştım dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninki kadar temiz seninkinden sağlam askere rastlamamıştım her zaferin mayası sendedir inancınla ve imanınla birlikte hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi sağlam ve temiz kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz borç bilirim sizin gibi komutanları askerleri olan bir milletin yabancıya köle olması mümkün değildir diye yazdı Sakarya artık savunma vuruşmalarının sonu idi düşman bir daha taarruz edemeyecekti çekildiği hatlar karşısında toplanmak ve son darbeyi indirmek lazımdı düşman son hücumda aldığı bütün yerleri bırakıp çekildi 72. Sekreter amirinin sağ koludur ve bu durumda da amirinin yapmaya vakit ve imkan bulamadığı işleri yapar tipik bir sekreterin iş saatinin başlamasından önce büroya gelmesi ve amirinin masasının koltuğunun temiz olmasını dolma kaleminde mürekkep bulunmasını kalemlerinin yontulmuş olmasını sigara tablasının temizlenmiş olmasını sağlamakla başlayan günlük işlerini gözden geçirelim ayrıca bütün bunların çalışma saatinden evvel yapılması gerektiğini de unutmayalım bundan sonra sekreter kendi masasına gider aynı temizlik kontrolünü bu kez kendisi için yapar sonra da dikte alabilmek için stenografi defterini temiz bir sayfa çevirmek ve tarih atmak suretiyle hazırlar takvimini randevu bloknotunu kontrol eder ve amirine günlük mühim işleri hatırlamak üzere notlar yazarak masasının işleri hatırlamak üzere notlar yazarak masasının üstüne bırakır kullanılacak malzemelerin yeterli olmadığına ve küçük kasanın durumuna bakmak gibi gündelik işlerine devam eder telefon konuşmaları olduğu takdirde herhangi bir konunun özünü kavrar bu konuyu çabuk ve doğru olarak not eder telefonda düzgün ve ahenkli bir sesle konuşur amir geldiği zaman bir gülümseme ve nazik bir günaydınla karşılar telefon mesajlarını alır ve günün randevu ve çalışma programını uygulamaya koyulur mektupları açmadan önce gözden geçirerek kişisel olanları ayırır öbür mektupları dikkatle açar mektubun eki varsa dosyalardan çıkarır hepsini amirine götürür amir sekretere dikteler verir sekreter bunu bildiği için dolma kaleminin ve yedek kalemleri ile not defterini hazır tutar dikteden sonra mektupları yazar değer yazı işlerini yapar çevirme yaparken veya mektup yazarken yazım ve dilbilgisi kurallarına dikkat eder eğer gerekiyorsa mektuplardaki hesapları denetler bu işi yapabilmesi için dört işlemin nasıl yapıldığını ve ondalıklarla kesirlerin nasıl kullanıldığını bilmesi gerekir bazı mektupları da sadece amirinin verdiği bazı açıklamalara dayanak kendi kendine yazar bütün bunları nezaketle ve siyasetle yapmaya çalışır sekreter büroya gelenlere karşı da çalıştığı müessesenin temsilcisi sayılır çalışma saatlerinden sonra yazı makinesini temizler örtüsünü örter o gün tamamlanamayan işleri takvime yazar ve böylece günlük çalışmasını bitirir işlerini yaparken iş hayatında iyi ve temel bir anlayışının olması gerekir iş hayatında geçen esas terimlerin anlamını kavraması gerekir işin nasıl yürüdüğünü ve ne amaçla kurulduğunu bilmesi kavraması lazımdır okuma yazma ve hesaba ait temel ve yeterli dilbilgisi olmalıdır heceleme noktalama işaretleri dilbilgisi hakkında bilgisi olmalı ve düzgün bir el yazısıyla yazabilmelidir konuşması gerek şahıslarla konuşurken ve gerekse telefonda her zaman ahenkli ve nazik olmalıdır sekreterin bu genel becerilerden her şeyden evvel bir çok teknik becerileri de olmalı doğru ve hızlı olarak yazı makinesinde yazmak stenoyla hızlı olarak not almasını bilmek dosyalama ve muhasebe kuralları hakkında bilgi sahibi olmak mektupları düzenleyebilmek kabiliyeti ve basit büro idaresi sekreterin işten çıkartılmalarında en baştaki neden kişilik zayıflığıdır bir amir sekreterin daktilografi ve stenografisindeki ufak noksanlara göz yumabilir fakat sekreterin direktiflere uygulamasını hatasız düzenli bir çalışma planlamasını bilen uysal sadık ve her şeyden önce yerinde söz söylemesini ve hareket etmesini bilen ihtiyatlı temkinli nazik ve hoş görünüşlü bir şahsiyet olmasını ister sekreterler genellikle büro işleri üzerinde ve bunların çeşitlilikleri üzerinde tecrübe kazanmışlardır sekreterliğe başlamadan önce stenograflık muhasebe memurluğu daktilograflık dosya memurluğu ve bir çok başka görevlerden terfi etmişlerdir sekreterin sorumluluğu geniştir tam belirli de değildir bu nedenle çok özen gerektirir yalnız seçkin bir beceri yetenek eğitim ve deneyime sahip olan memurlardır ki ehliyetli bir sekreterin nasibi olan kazanç ve itibara da erişmiş ve iş hayatında mutluluğu tatmış olabilirler. 73.Büyük küçüğe kadın erkeğe el uzatır büyük ya da kadın el uzatmazsa karşısındaki kendiliğinden el uzatmamalıdır tanışmalarda tebessüm edilir bir ziyafet sofrasında bir hanım eğer tanımadığı bir erkeğin yanına düşerse ismini vermeden onunla konuşur erkek isim verirse kendisi de ismini söyleyebilir yolda veya bir taşıtta selamlaştığınız bir kimseyi yanınızda bulunana takdim etmeyiniz sokakta rastladığınız bir tanıdık ile konuşurken beraber yürüdüğünüz bir şahıs var ise onun sizden birkaç adım ötede beklemesi uygundur kadınla yürüyen bir erkek yanındakinden izin alıp durmazsa karşıdan gelen yalnız erkek kesinlikle durmamalıdır erkek kadını sağına alarak yürür sağ taraf tehlikeli ise kadın sola alır bazı yerlerde sigara içilmemelidir hasta ve çocuk yanında yatak odasında kapalı yerlerde büyüğün huzurunda cenaze töreninde misafir karşılarken ya da misafir gidilen yere girilirken asansörde ve ibadet yerlerinde yolda bir bayanla yüründüğü ya da konuşulduğu zaman erkek de sigara içemez bir hanımın sokakta sigara içmesi yakışık almaz genç bir erkek akraba olsun yabancı olsun şapka çıkarmadan genç bir bayana selam veremez şapkasını çıkaran ayrıca başını eğerek selam vermez toplu yerlerde çiklet çiğnenmez tiyatroda koltukta oturanların önünden geçip yerinizi almaya giderken yüzünüzün ve vücudunuzun sahneye dönük olması gerekir yani sırtınız geçtiğiniz sırada oturanlara dönük olarak dar yolu geçip yerinize oturmuş oluyorsunuz. 74.Dünya işleri ve din işlerini birbirine karıştırmak dönen dünyayı durdurmaya kalkışmak demektir dünya döner durmaz onun üzerinde yaşayıp da duran milletler ise yürüyenlerin ve ilerleyenlerin kölesi olurlar laik düşünce benimsenmeden ve laiklik gerçek anlamıyla uygulanmadan gerçek insan olmaya ileri toplum olmaya çağdaş devlet olmaya imkan yoktu Türk inkılabında laiklik sosyal hayatı kökten değiştiren toplumun bütün kurumlarına dini yönden bağımsızlık kazandırmayı amaç edinen bir hareket olmuştur medeni milletler önünde saygınlık kazanmak isteyen Türk milletinin çocuklarına vereceği eğitimi mektep ve medrese namında birbirinden büsbütün başka iki çeşit kuruluya teslim etmeye katlanabilir miyiz? Eğitim ve öğretim birleştirilmedikçe aynı fikirde ve aynı zihniyette kişilerden meydana gelecek bir millet yaratmaya imkan aramak olmayacak şeylerle abesle uğraşmak olmaz mı çağdışı bir eğitim düzeni olan medrese eğitiminin değiştirilip eğitimimizin laik ve ilerici esaslara göre kurulması da cumhuriyeti başarıya götüren bir yol olmuştur Türk milletini kalkınmış duruma getirmek onu sağlam bir bünyeye kavuşturmak eğitim ve öğretime çok önem verilmesine bağlıdır işte bu nedenle eğitim ve öğretimin birleştirilmesi okul medrese ikiliğinin kaldırılması laikliğin eğitime uygulanması demektir büyük meselemiz en maddi ve en mutlu bir millet olarak varlığımızı yükseltmektir bu yalnız kurumlarında değil düşüncelerinde de temelli inkılap yapan Türk milletinin dinamik bir ülküsüdür. . 77. Merkez bankaları kredileri düzenlemek, para basmak yani banknot çıkarmak ve gerektiğinde banknot çekmek suretiyle para kıymetine ve o yoldan bütün malların değerine etki yapabilmek durumunda bulunan bankalardır. Bu bankalar yalnız memleketin iç ticaretine değil, dış ticaretine de etki yapmakta kesin bir role sahiptirler. Merkez bankaları bir bankalar bankasıdır. Bu nedenle merkez bankaları senedat ve kambiyo işlerinde bütün bankaları kendi politikalarını izlemeye zorlayabilmek ve bütün para piyasasına hakim olabilmek görevini de taşımaktadırlar. Bugün her memlekette para piyasasını merkez bankaları denetlemektedir. Devlet daha çok demokrat memleketlerde siyasal bir çok baskıları karşılamaktadır. Her taraftan devletin kredilerle sanayi ve ticaret hayatına yardım etmesi, tarıma kooperatiflere kredi vermesi beklenmektedir. Devlet elindeki bir bankayı siyasetin baskılarından, isteklerinden kurtarmak güçtür. Kar amacına dönük olmayan ve giderlerini bütçe üzerine yükseltebilen bir bankadan istenebilecek yardımların hududu yoktur. Hemen daima sermayeyi donduran bu gibi işler ise mevcudu seyyal bir durumda tutmak zorunda bulunan bir banka için oldukça büyük bir riziko sayılır. 80. İnsanoğlu binlerce yıldan beri bildiği ve yediği ekmeğe tarihin her çağında en kutsal değeri vererek bunu çeşitli şekillerde ifade etmiştir. Ekmek çok tanrılı devirlerde bile kutsal değerini korumuştur. Çok eski çağlardan beri ana besin maddesi sayılan buğdayın yeryüzündeki tarihi kesin olarak bilinemiyor. Ancak insanların bu bitkiyi tanıyıp cevherini bulması ve bundan nimetlerin en büyüğü, en kutsalı olan ekmeği elde etmesi altı, yedi bin yıllık bir geçmişe dayanıyor. Taş devri insanları ekmek yapmasını bilmiyorlardı, fakat buğday tanelerinin tadını almışlardı. Taneleri çiğ olarak ya da kızgın taşlar üzerinde kavurup yemekte idiler. Sonra bu taneleri haşladılar. Daha sonra ise taneleri pişirdiler, suyunu süzüp kurutmaya da başladılar. Tarihte ekmeğin ilk kez ne zaman çıktığı da bugün kesin olarak bilinmiyor.Ancak Babillilerle Mısırlıların Milattan Dört bin yıl önceleri hamura maya katarak ekmek yapmış olduklarını ise bugüne dek bulunan kalıntılardan öğrenebiliyoruz. 84. Önceden izin verme kuralı, bütçenin onaylama işlemiyle ilgilidir. Yasama meclislerince, onaylama yolu ile önceden izin verilmemiş ise onaylanması bu meclislere ait olan hiçbir bütçe yürürlüğe giremez. Vergi, resim, harç adı altında özel kanunlarla tahsil edilmesi gereken devlet gelirlerinin bir kuruşu bile alınamayacağı gibi, devlet giderlerinin önlenmesi de mümkün olmaz. Bu kural, artık o derece genelleşmiştir ki önceden onaylama yeni ve modern bütçe tariflerinin için yer almıştır. Uygulama yılından önce onaylanan bütçeler üstünde yıl içinde yapılması gerekli olan değişikliklerin de yine bu kurala uyularak, önceden tasdike tabi tutulmak suretiyle, meclislerden izin alınması da gereklidir. Mali yıl içinde ek tahsisat alınması, fasıllar arasında aktarma yapılması ancak meclislerden önceden izin almakla kabil olur. Bizde de anayasa, bütçe ve muhasebe konularında , bu kuralın uygulanmasıyla ilgili hükümler bulunmaktadır. Bu tür kurallar meclislerce titizlikle gözetilir. 85. Günümüzden dört yüz yıl kadar önce, Piza şehrinde bir kilisede yapılan ayin sırasında, tepeden sarkan avizenin sallanmakta olması, çok kimsenin pek dikkatini çekmemişti. Hele başlangıçta daha geniş bir açıklık içinde salladığı, sonra sallantı yavaşladıkça açıklığında küçüldüğü, ancak bu geniş açıklığın da, dar açıklığında aynı eşit zamanlar içinde olduğu, yalnız bir kişinin dikkatini çekiyordu. Bu Galileo Galilei adındaki genç bilgindi. Bu avizenin sallantısı ile aynı uzunluğa ve aynı kitleye sahip tüm sarkaçların salınma sürelerinin eşit olduğu teorisini bulmuştu İzokran adı verilen bu teori, saatin ortaya çıkmasını sağlamıştı. Bu teoriyle ortaya çıkan pandül bu davayı halletmişti işte. Yaşadığı zamanı ölçme ve değerlendirme, insan zekasını en çok uğraştıran bir konuydu. Milattan yaklaşık bin yüz yıl önce Çinliler güneş saatini ortaya çıkardılar. Güneş saati basit bir çubuktan ibaretti. Güneşin durumuna göre, verdiği gölge ile zamanı anlıyorlardı. Bu alet yeryüzünde ilk saat olmuştu. Milattan altı asır önce Asurlular bu konuda başka önemli bir adım atarak su saatini buldular. Bu sistemde yetersiz kaldığından kum saati bulundu. İnsanlar mumdan ve urgandan da saatler yapıp zamanı ölçmeye çaba göstermişlerdi. 86 , Ey Türk gençliği Birinci vazifen Türk istikbalini ve Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir istikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin bu imkan ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar bütün dünya da emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş bütün tersanelerine girilmiş bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bil fiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler millet fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! işte bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. 87,Şunlar birer yanlış kabul edilebilir. Bir harf yerine başka bir harf yazmak harf atlamak kelime bitişik veya ayrı fazla harf ya da harfler yazmak veya tümüyle atlamak bir kısmı yanlış olan kelimeyi yarıda bırakıp yeniden aynı kelimeyi yazmak soru işareti virgül nokta gibi işaretlerden sonra ara vermemek kelimeler arasında ara vermemek gereksiz ara vermek büyük harflerin satır üzerinde çıkması harflerin çok silik olması birbiri üstüne binmiş olması veya birbirine fazla yaklaşmış harfler küçük harf olacak yerde büyük harf yazmak büyük harf yazacağı yerde küçük harf yazmak bir satırı tümüyle atlamak bir satırı iki kez yazmak iki kelimenin veya iki harfin yerini değiştirmek iki satırı yer değiştirerek yazmak bir satırdan diğerine kelime aktarmak kesme çizgisini koymamak yakıştırmayla benzer bir kelime yazmak yanlışın üzerine doğrusunu vurmak gerektiği halde kol atmamak şaryoyu fazla hızlı ya da çok yavaş atıp sol marjdan dışa doğru çıkmak yahut da içe doğru girintili yazmak. 88,Yirmi yıllık bir ormancı olmak sebebiyle zaman ve tecrübe ile edindiğim kanaate dayanarak aşağıda sıraladığım hususları dikkatlerinize sunarım. Orman tahribi sadece ülkemizde olmuş değildir başka ülkelerde de vaktiyle orman yakılmış yıkılmış ve adeta yok edilmiş sonradan bunun yıkıcı ve kötü sonuçları görülerek gerekli önlemler alınmıştır. Bizde bu orman davası hemen hemen herkes tarafından benimsenmiştir. Bu şuurlanmanın yardımıyla davanın halledilmesi imkânı meydana çıkmıştır. Ancak tahribat konusunda yazdıklarımdan yakım ve kesimi küçümsediğim anlamını çıkarmayacağınızı ümit ederim. Pek tabidir ki bazı önlemleri de almak gerekmektedir. Bunları şöylece sıralayabiliriz. 89,Gurur tahtında oturup tahammülü olmayan bir kimse hükümdarda olsa tacı ona haramdır. Savaşta sebat göster demek de öfkelendiğin vakit öfke ve gazap gösterme derim. Akıllı kimse tahammül eder asıl akıllılık haşımlanmamaktır çünkü sabırsızlık ve hışım insana bir düşmandır pusudan bir kere fırladı mı ne insaf kalır ne din kalır ne de Allah korkusu bu gök kubbe altında öfkeli bir koca dev görmedim bundan melekler bile ürküp kaçarlar öfke baldan tatlıdır derler öfke ve gazaba kapılmak kolaydır insana tatlı gelir sonunda ise yaralanırsın pişman olursun ya da kalp kırarsın 90,Paragraflar yedi vuruş içerden başlar bunun için tabülatör durağı yapılır aralık çubuğuna yedi kez vurulur ve tabülatör yapma tuşuna basılır yazı bir ara ile yazılıyorsa paragraf aralarında iki kol veya bir kol bir diş ara verilir daha geniş ara ile yazılıyorsa fazla ara verilmeyebilir ancak istenirse bir diş fazla ara verilebilir makinede daha önceden yapılmış duraklar olabilir bunları toptan silmek için silme mandalını kullanırız bazı makinelerde ise tabülatör silme tuşuna basılıp şaryo boydan boya hareket ettirilir bu işlemden sonra yedi vuruş içerden paragraf durağı yapılır. Bu durak silinmediği sürece makine de kalır paragrafa her başlamada kullanılabilir. 91 Karbonlu olarak yazılması hem kanuni bir yükümlülük hem de işlerin düzenli ve çabuk yürütülmesi için bir mecburiyettir karbon kâğıtlarının renk ve kalınlık yönünden birkaç türü vardır çok kopyalı yazılarda ince az kopyalı yazılarda kalın karbon kâğıdı kullanılır çok karbonlu yazılarda makinenin sertlik düzeni en yükseğe getirilir bu durumda alttaki kopyalar da okunaklı çıkar karbon kâğıdının parlak yüzü yazı kâğıdının yüzüne yazının çıkması istenen tarafına getirilir önce alt kopyalar ve en sonra da başlıklı kâğıt konulmak suretiyle deste tamamlanır genellikle kopya kısmı için başlıksız kâğıt kullanılır kopya için pelür kâğıdı denilen çeşitli renkteki içince kâğıtlar kullanılır karbonun boyu yazı kâğıdın boyundan biraz uzundur. Uzun kısım destenin aşağısında kalır kâğıt destesi makineye takılırken bu uzun kısmın parlak yüzü daktilografa doğru olur. Deste başlıklı kâğıt arkada başlıkta aşağıda kalacak şekilde tutulur ve makineye takılır. Eğer karbon destesi kalınsa takma sırasında kaymaması için destenin üst kısmına 8 10 santim eninde bir kâğıt ikiye katlanarak kapatılır destenin bu kâğıtla beraber makineye takılmasından sonra işi biten bu kâğıt alınır artık yazıya başlanabilir. 92,Dipnotlar başka bir yerden aktarılan yazıların ya da fikirlerin kaynağını belirtmek konuyla ilgili bilgi vermek bir durum veya kelime ile ilgili açıklama yapmak gibi amaçlarla kullanılır dipnot numarası satırın bir diş yukarısına yazılır sonra bir kez aralık çubuğuna vurulup normal satıra dönülür dipnot numaralar her sayfa için birden başlayabilir kitap kısım bölüm vb bir bütün olarak alınıp birbirini izleyen numaralarda konulabilir dipnotlar daima sayfanın sonuna yazılır sayfanın sondaki satır yazıldıktan sonra kol atılıp dipnot çizgisi çizilir yine kol atılıp dipnot yazılır sayfa yarım da olsa dipnot çizgisi yine sayfanın altına çizilir bu çizgi satır boyunca veya sayfanın yarısına kadar olur dipnot numarası genellikle son marj hizasında yazılır dipnot bir satırdan uzunsa diğer satır sık satır olarak yazılmadır dipnot numarasının altı boş bırakılır iki dipnot arasında normal kol atılır dipnotlar satır boyunca yazılır dipnot paragrafa yazıyormuş gibi de yazılabilir yedi vuruş içerden bir diş yukarıya dipnot numarası yazılır normal satıra dönülüp dipnot yazılır bir satırı geçerse sık satır olarak ve sol marjdan başlanarak ikinci satır yazılır. 93.Bir hanımın hiçbir yerde erkeğin solunda oturmaması gerekir. otomobilde de bu kural aynıdır şayet otomobili şoför kullanıyorsa araba sahibi arkada direksiyonun arkasına düşen yere değil önü açık bok kalan yerin hizasına oturur. Yemekli vagonda bayanlar trenin gidiş yönüne yüzleri dönük olarak otururlar iki hanın yan yana oturur bayan tekse pencere kenarında oturur iki arkadaş karşı karşıya otururlar yapamayacağınız bir şeye yaparım demeyin vaatte bulunmayın. önemli ya da önemsiz eğer bir söz vermişseniz sözünüzü mutlaka tutun.yaşamın daha anlamlı olması için görgü kuralları insanlara yardımcı olur.görgü kurallarına uymak aşırı kibarlık veya çıtkırıldımlık değildir.uzun bir zaman süresince oluşan bu kurallar denemelerin sonucudur.görgü kuralları memleketten memlekete farklılıklar gösterebilir.ancak hepsindeki öz aynıdır.bu da yasamayı daha kolay ve topluma uyumlu duruma getirmek ve insan sevgisi yaratmaktır.kuralları görüp yaşayıp okuyup öğreniriz. 94,Atatürk gençliğin aşkı ve elden tutucusu idi.en genç yaşta bakanlar onun devrinde iktidara geldiler.bir gençte yetişme kabiliyeti görünce onu bu vatanda kendi kadar büyütmek için bütün imkanlarını kullanırdı bütün ümidi gençlikte idi nutkunun sonunda türk cumhuriyetini gençliğe emanet etmiştir son zamanlarda Hatay davası onun başlıca derdi idi. O yüzden uyumaz hasta hasta uzun yolculuklara çıkar milleti harbe sokmaksızın yabancılar elindeki bu türk toprağını vatanına katmak isterdi. Bir akşam umumi yerde rastladığı Fransız büyük elçisine yine bu meseleyi açmıştı. Bir ara beni üzüyorsun dedi Türkçe söylemişti salanda bu sözü duyan bir genç ayağa kalkarak Atatürk sen üzülme arkanda biz varız diye bağırdı. Atatürk başını sesin geldiği yana çevirdi. yüzünde bir sevgi açılışı vardı gözlerini gence ve arkadaşlarına dikerek biliyorum çocuğum bunu bildiğim için böyle konuşuyorum dedi bir geçit töreninde cumhuriyet okullarından yetişen gençleri gördükten sonra o akşam sofrada düşebileceği tehlikeden bahsedenlere Mustafa kemaller yirmi yaşındandır demişti o her gençte kendini görürdü 95.Sanat güzelliğin ifadesidir bu ifade sözle olursa şiir name ile olursa musiki resimle olursa ressamlık oyma ile olursa heykel traşlık bina ile olursa mimarlık olur insanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır bir millet ki resim yapmaz bir millet ki heykel yapmaz itiraf etmeliyim ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur halbuki bizim milletimiz hakiki özellikleriyle medeni ve ileri olmaya laiktir ve olacaktır 96,Bir paragraf yazılınca diğerine geçilmeden önce dikkatlice okunabilir. Sayfa sonuna gelinince okunursa silindiri geriye döndürüp yanlışları düzeltmek zor olur mum nedeniyle kağıt kayar Tam hizaya düzeltme yapmak zorlaşır. Ayrıca geri çevirme dolayısıyla bazı harflerin mumlu kağıttaki parçaları kopar ve bu da yazının basılırken deliklerden mürekkep sızması nedeniyle benek benek mürekkep lekeleriyle dolmasına yol açar.mumlu kağıdın sağ ve sol yanlarında satır sayısını gösteren reklamlar vardır.sayfanın sonuna ne kadar yaklaşıldığı buradan denetlenebilir.devamlı olarak mumlu kağıtla yazılacaksa harf çekirdeklerinin sık sık temizlenmesi gerekir. Bunu temizlemek için tel fırça da kullanılabilir 97Basılan mumlu kağıtlar saklanacaksa özel kartonların arsına konuşur gerekirse önce gazete kağıdının arasına konulup hafifçe bastırılarak mürekkep bulaşıkları alınır. Bu mumlu kağıtlar ya çengellere asılarak veya özel dolap raflarına konularak saklanır. Mumlu kağıdın üzerine basılan yazıdan bir adet eklenirse ya da özel kartona baskı yapılırsa aranılanı sonradan bulmak daha kolay olur. 98,sonra önemli bir karar aldık ve araç dışı çalışlmalrımızı erkenden başlayacaktık fakat düşündüğümüzü saate bu çalışmalrımıza başlamak imkanı bulamadık ve geciktik en büyük süpriz ise kartaldaki hava basıncıın sıfıra indirmemeiz için geçen süre oldu kartalın kapısını açıp dışarıa çıkabilmek içinn aracın içindeki basıncın dışarıdaki basınca eşit olması gerekiyordu ayda hava olmadığı için yani aracın dışında bir boşluk olduğundan oksijeni eşit duruma getirilmesi gerekiyordu ha bir vana açarak boşaltmamız zorunlu 9olmuştu bize bu işte epey zaman harcadık bunun sırt çantalarmıza ileri geldiğini sanıyordum ay yüzünde dolaşırken bize oksijen sağlayacak olan sırt çantalarımızın vanalarının açık kalmış ve kabine oksijen vermiş olmaları mümkündür biz bir yandan kabine de bulunan oksijeni boşaltılması için çalışırken diğer yandan sırt çantalarımıza hava basıyorduk Dışında sağlayacak olan sistemin işler durumda getirilmesi öngördüğümüzden daha uzun sürdü. 99.Bu mevsimde akşam üstleri güneş batarken Ankara çok güzeldir kan kırmzı yuvarlak bir külçe karşı dağların üstünde doğru usul usul inmeğe başalar yekpare bir geniş billur parçası haline girmiş boşanır ve bütün gün derme çatma binaları ıssız cadeleri ufak akasya ağaçlarını yetim anıtları ile çiğ bir aydınlık içinde şu kamış çıplak ve çelimsiz gövdesi bire en halis erguvanlara bürünmüş olarak silkip doğruluğu biraz önce guruba hastanesindeki andıran o derme çatma binalar sonraki birer saray silkinip doğruluğu o ısısz cadelerde bir donanma gecesinden renk o derme pırıltıları ya dolup taşar o yetim anıtların başları yanar döner halkalarla çınarlar heybetli görünür çerçeveler boş tepeler öbek öbek sarılsıklam örtülür bu mevsimden akşam üstleri güneş baterken Ankara çok güzeldir

Çıkmış Sorular

WEBŞUBEM

www.hakbil.com


Kategoriler